İçeriğe geç
Malatya Porta

Gündelik meraklara sade ve renkli cevaplar

Teknoloji 4 dk okuma Nehir Soylu

Yedeklemenin 3-2-1 Kuralı: Veri Kaybını Önlemenin Yolu

Üç kopya, iki farklı ortam, bir uzak nokta. Ev kullanıcısı için de geçerli olan bu basit kural, tek bir arıza yüzünden yılların arşivini kaybetmeyi önler.

Dijital hayatın en sessiz riski veri kaybıdır. Bir cihaz bozulana, çalınana ya da yanlışlıkla silinene kadar kimse yedekleme düşünmez; kaybın büyüklüğü ancak kayıptan sonra anlaşılır. Yıllara yayılmış fotoğraflar, faturalar, sözleşmeler, tezler ve iş dosyaları çoğunlukla tek bir cihazın içinde durur. Oysa yedeklemenin mantığı karmaşık değildir ve profesyonellerin yıllardır kullandığı basit bir kural, ev kullanıcısı için de birebir geçerlidir: 3-2-1 kuralı.

3-2-1 Kuralı Neyi Anlatır

Kural üç sayıdan oluşur. Üç, verinin toplamda üç kopyasının bulunması demektir: kullandığınız asıl kopya ve iki ayrı yedek. İki, bu kopyaların en az iki farklı ortam türünde durmasıdır; örneğin bilgisayarın diski ve harici bir disk. Bir ise en az bir kopyanın fiziksel olarak başka bir yerde, yani evin ya da ofisin dışında bulunmasıdır. Bu üçüncü madde çoğu kişinin atladığı ama en kritik olan kısımdır, çünkü yangın, su baskını veya hırsızlık gibi olaylar aynı odadaki tüm kopyaları birden yok eder.

Kuralın güzelliği, tek bir arıza noktasına bağımlılığı ortadan kaldırmasıdır. Tek bir harici diske yapılan yedek, o disk de bozulduğunda hiçbir işe yaramaz. Diskler mekanik ya da elektronik olarak, hiçbir uyarı vermeden arızalanabilir. İki bağımsız kopyanın aynı anda bozulma olasılığı ise belirgin biçimde düşüktür.

Aynı Klasörü Kopyalamak Yedekleme Değildir

Yaygın bir yanılgı, dosyaları bilgisayarın içinde başka bir klasöre veya aynı diskin başka bir bölümüne kopyalamaktır. Disk fiziksel olarak arızalandığında bölümlerin hiçbir önemi kalmaz; hepsi birlikte gider. Benzer şekilde, bulut senkronizasyon hizmetleri de tek başına tam bir yedek sayılmaz. Senkronizasyonun görevi dosyayı her cihazda aynı tutmaktır; bu da yanlışlıkla silinen ya da bozulan bir dosyanın silinmiş halinin anında her yere yayılması anlamına gelir. Senkronizasyon kullanışlıdır ama sürüm geçmişi ve ayrı bir yedek olmadan güvenlik ağı işlevi görmez.

Bir başka gözden kaçan nokta, fidye yazılımı gibi zararlı yazılımların sürekli bağlı duran yedek diskleri de şifreleyebilmesidir. Bu nedenle yedek diskinin işi bittiğinde bilgisayardan ayrılması, yalnızca yedekleme sırasında takılması iyi bir alışkanlıktır.

Neyi Yedeklemek Gerekir

Her şeyi yedeklemeye çalışmak süreci ağırlaştırır ve çoğu kişi bu yüzden vazgeçer. Öncelik, yeniden üretilemeyen verilerdir. Fotoğraflar, videolar, kişisel belgeler, iş dosyaları, muhasebe kayıtları, yazışma arşivleri ve el emeğiyle hazırlanmış projeler bu gruba girer. İşletim sistemi ve uygulamalar ise gerektiğinde yeniden kurulabilir; bunları yedeklemek zaman kazandırır ama zorunlu değildir.

Telefonlar da çoğu zaman unutulur. Oysa günümüzde fotoğrafların büyük kısmı telefonda üretilir ve telefon kaybolmaya, kırılmaya, suya düşmeye en açık cihazdır. Telefonun yedeğinin yalnızca üreticinin bulut hesabında durması, hesabın kilitlenmesi ya da alan dolduğunda yedeklemenin sessizce durması gibi risklere açıktır. Fotoğrafların düzenli aralıklarla bilgisayara ya da harici bir diske aktarılması bu riski dengeler.

Pratik Bir Düzen Kurmak

İyi bir yedekleme planının en önemli özelliği sürdürülebilir olmasıdır. Ayda bir yapılan basit bir yedek, hiç yapılmayan mükemmel bir plandan iyidir. Takvime tekrarlayan bir hatırlatma koymak, işi otomatik yapan bir yazılım kullanmak ve yedek diski göz önünde bir yerde tutmak süreklilik sağlar. Klasör yapısının sade olması da yardımcı olur; yıla ve konuya göre ayrılmış birkaç ana klasör, dağınık bir masaüstünden çok daha kolay yedeklenir.

Yedeği şifrelemek, özellikle evin dışında saklanan kopya için önemlidir. Kaybolan ya da çalınan bir disk şifreliyse içindeki belgeler okunamaz. Uzak kopya için bir bulut depolama hizmeti kullanılabileceği gibi, güvendiğiniz bir yakınınızda bıraktığınız ikinci bir harici disk de pekâlâ iş görür; yeter ki belirli aralıklarla güncellensin.

Test Edilmeyen Yedek Yedek Sayılmaz

Yedekleme sürecinin en çok ihmal edilen adımı geri yüklemeyi denemektir. Yıllarca çalıştığı sanılan bir yedeğin, ihtiyaç anında bozuk ya da eksik olduğunun anlaşılması sık rastlanan bir durumdur. Yılda birkaç kez rastgele birkaç dosyayı yedekten geri alıp açmak, sistemin gerçekten çalıştığını gösterir. Aynı şekilde yedekleme yazılımının hata mesajlarını ara sıra kontrol etmek gerekir; pek çok yazılım aylarca sessizce başarısız olabilir.

Eski yedekleri saklamanın da bir değeri vardır. Bozulmuş ya da yanlışlıkla üzerine yazılmış bir dosyanın fark edilmesi haftalar sürebilir. Birkaç farklı tarihe ait sürüm tutan bir yedekleme düzeni, bu tür geç fark edilen hataları kurtarma şansı verir.

Küçük Bir Yatırım, Büyük Bir Güvence

Yedekleme, faydası ancak kötü bir gün geldiğinde anlaşılan işlerdendir. Bir harici disk ve düzenli bir alışkanlık, yıllara yayılmış bir arşivin tamamen yok olmasıyla birkaç saatlik bir aksama arasındaki farkı belirler. 3-2-1 kuralı bu konuda akılda kalıcı bir çerçeve sunar: üç kopya, iki farklı ortam, bir uzak nokta. Bu üç sayıyı bugün uygulamaya koymak, ileride telafisi olmayan bir kaybın önüne geçmenin en ucuz yoludur.